Hepimiz hayatta tutunma mücadelesi veriyoruz ve bunun için de birtakım sınavlardan geçiyoruz.

Kimi sağlık sorunlarıyla, kimi ekonomik sıkıntılarla, kimi de ailedeki huzursuzluğu giderme adına kıyasıya bir mücadele veriyor.

Hayatta her şey bizler içinmiş.

Babam:“Sen görmezsen, ben görmezsem kim görecek, kim yaşayacak bu sıkıntıları” derdi.

Belki acı ama gerçeğin ta kendisi.

Şimdilerde babamın yaşadığı sağlık sorunu canımızı büsbütün sıkmış durumda.

Bizleri layıkıyla yetiştirmek için elinden geleni yapan bu koca çınar, şimdilerde kendi derdinin ağırlığını omuzlarımıza yüklemiş durumda. 

Babam bizlere karşı olabildiğince yapıcıydı.

Bizleri başka babalar gibi şiddet ve baskı unsuruyla değil, sevgi ve hoşgörü içerisinde yetiştirmeye çalıştı.

Elbette eksikleri vardı ama biz yaşadığımız müddetçe o eksikliği hiç hissetmedik. 

Evde bizlerle vakit geçirmeyi birçok şeye tercih ederdi. Sigara ve alkol kullanmazdı, kahve alışkanlığı ise hiç olmadı.

Pazar günleri bile pijamasını çıkarmadan günü bitirdiğine sıklıkla tanık olmuşumdur.

Hatta senelik izinlerinde bile evde bizlerle vakit geçirir, evin tamiratlarıyla ilgilenirdi. 

Yine de babaydı. Bir ağırlığı vardı üzerimizde. Bu ağırlığın boyutunu annem belirler, ona hak ettiği değeri vermemizi sağlardı.

Annem ve babam çok iyi anlaşırlardı. Huzurlu yuvamızın en önemli tarafı da bu uyumdu. 

Bazen yürüyerek köye giderdik ailece. Yolda annemin elini tutar, arkamızdan ağır ağır sevgiyle yürürlerdi.

Annemle babamın bırakın kavga etmeyi, tartıştıklarına bile çok az tanık olmuşumdur.

Babam kısa boylu, göbekli biriydi. Belki yakışıklı değildi ama pırlanta gibi bir yüreği vardı. Hoş sohbet bir adamdı.

Bazen arkadaşları başka bir yerde toplansalar, ilk çağıracakları kişi babam olurdu.

Esprili tarafı, onu arkadaşları arasında vazgeçilmez kılıyordu. 

Bir gün bir amcayı ziyarete gittik.

Babam başladı eski hikayeleri esprili bir üslupla anlatmaya. Bu amca o gün o kadar güldü ki, bir süre sonra fenalaşıp koltuğa yığıldı.

Bir kimsenin gülerken fenalaştığına o gün ilk kez tanık olmuştum.

Zor ayılttık. 

Ve güvenilirliği asla tartışılmazdı. 

Birkaç yıl evvel bir bulaşık makinesi almak için bir beyaz eşya mağazasına girdim.

Adama açık hesap önerdim.

Adam beni tanımadığı için, kabul etmedi.

Sohbet sırasında Mehmet Yasak’ın oğlu olduğumu öğrenen adam, fikrini değiştirip açık hesap teklifimi kabul etti.

Sonra da yanındaki elemanına:”Sedat Bey nasıl istiyorsa ve kaç taksit istiyorsa yapın.

Mehmet Yasak Alacakaya için çok özel biridir. Onun oğlu olması yeterli.” dedi.

Babamın bu anlamda bize olumlu yansımaları çok olmuştur.

Hep babam kadar sevilen biri olmak istemişimdir ama bunu asla gerçekleştiremedim.

Bir gün şirketin idarecileri ve şoförleri bir konu hakkında tartışıyorlardı.

Babam, bu kamyonlar bu yükle Karataş yokuşunu çıkamaz, diyordu.

Müdürler ve şoförler ise, babamla aynı fikirde değillerdi. Hatta babamın ısrarına giderek sinirlenmeye başladılar.

Tartışma bir süre sonra bağrışmalara ve sözlü çıkışmalara dönüştü.

Babam, kendinden emin bir şekilde ısrarla aynı şeyi söylüyordu.

Ertesi gün malzeme yüklü üç kamyon Alacakaya’ya girmek için Karataş yokuşundan çıkmak isterken yolda kaldılar.

Başta idareciler olmak üzere diğer şoförler de babamdan özür dilediler.

Bu hadise, babamın ilçede daha fazla tanınmasını ve sözüne rağbet edilen biri olmasını sağladı. 

Sözün paradan, çekten, senetten daha önemli olabileceği gerçeğine babamda tanık olmuştum.

Dayımın bana söylediği şu cümleyi hiç unutamam: “Bak, annen benim ablam.

Babanla hiçbir kan bağımız yok ama ben babanı ablamdan daha çok sever, daha fazla değer veririm.”

Buna sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim.

Bazen Elazığ’da yürürken babamın mesai arkadaşlarına rastladığım oluyor.

Bana gösterdikleri yakınlığı ve samimiyeti size asla anlatamam.

Bu etkiyi bıraka bilmek çok önemli ve inanın bu hiç de kolay değil.

Bu vesileyle vefat etmiş tüm babalara Allah’tan rahmet, bizim gibi sağlık sorunlarıyla uğraşan tüm babalara da acil şifalar diliyorum…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner88