Corona Virüsü’nün Toplum Üzerinde Psikolojik Etkenleri

Corona Virüsü (SARS-CoV), Çin’de görülen ve şiddetli akut solunum yetmezliği problemlerine sebep olan bir virüstür.  Bu virüsler; develer, sığırlar, kediler ve yarasaları kapsayan birçok farklı hayvan türünde yaygın olarak görülen büyük bir virüs grubunu kapsar. Virüsler, bazen bireylerde soğuk algınlığı olarak açıkladığımız hastalıklara yol açmaktadır. Basit üst solunum yolu problemi olduğu zaman ciddi tedavi edilmeden iyileşme görülebilmektedir. SARS-CoV-2 olarak tanımlanan yeni korona virüsün yol açtığı hastalığın adı ise COVİD-19’dur. Hastalık oldukça hafif durumlardan çok ağır ve ölümcül durumlara kadar değişen geniş yelpazeyle karşımıza çıkabilmektedir. Günlerdir tehlikeli bir şekilde yayılmaya devam eden virüs bireylerde belirtilerini; yüksek ateş, öksürük, kas ağrısı, ishal, zor nefes alma, iştahsızlık, bulantı ve diğer ağrı belirtileriyle rahatsızlık veren şikayetler ile izlenmektedir.

Oluşum ve seyrediliş özellikleriyle grip olunduğu algısını düşündüren virüs gripten çok daha ağır sonuçlara yol açarak ölüm ile sonuçlanan durumlar ile karşı karşıya bırakabilmektedir. Medya ve sanal ortam gündeminde yaygın olarak virüsten nasıl korunacağımıza ilişkin bilgilere oldukça yer verilmektedir. Tehlikeye karşı alınması gereken en temel önlem hakkında özellikle bilinmesi gereken durum virüsün yakın temas durumuyla oluştuğu durumudur. Bu sebeple fiziksel olarak korunmak için alınması gereken önlemler ; elleri sıklıkla yıkama davranışları, genel temizlik kurallarına uyacak tedbirler alınması ve kapı kolları ya da el ile temas eden diğer nesneler olan sık dokunulan alanlar ile temas ederken dikkatli olmak öncesinde dezenfekte etmek gibi önlemler korunma açısından faydalı olabilecek davranışlardır.

Çin’ de görülüp yaygınlığı artan ve ülkemizde de görülerek bir tehdit algısı oluşturan Corona Virüs korku duyumlarının artmasıyla beraber panik davranışların da tetiklenmesini sağlamıştır. Ülkeler arası tehdit yaygınlığının artması ve bu sürecin uzun sürmesi toplum üzerinde oluşan korkunun artmasıyla beraber felaketleştirme düşüncelerinin de artmasına neden olabilmektedir. Medya üzerinde yaygınlaşan paylaşımlarda korkunun tekrar tekrar tetiklenmesini sağlayan durumlardandır, bireylerde haber kaynaklarını gün içerisinde takip etme ihtiyacı görülebilir ama bunun yerine belirli zaman aralıklarında kısıtlı sayıda ve belirli aralıklarda konuyla ilgili güvenilir kaynakları takip etmek daha faydalı olacaktır. Bir konu hakkında doğruluğu konusunda emin olunmayan paylaşımlarda yapılmaktadır ve bu paylaşımların oluşturduğu içerik karmaşası fiziksel ve duygusal karmaşalara maruz kalmaya sebep olabilmektedir ve bu maruz kalma durumu beraberinde tehlike algısının felaketleşerek kaygı ve panik durumların oldukça tetiklenmesine sebep olabilmektedir. Genel olarak bütün toplumu içerisine alan bu tehdit unsuru yaygınlaşarak ruhsal durumumuzu ; bilinmezlik düşüncelerine oldukça maruz bırakmakla beraber korku, anksiyete gibi duyumlarımızın da artmasına sebep olabilmektedir. Her bireyin korku eşiği ve bir olay karşısında bakış açısı farklılık göstermekle beraber kimini daha çok etkilerken kimini daha az etkileyebilmektedir. Toplumda bu dönemi yaşayan bireyler olarak iki grupta toplanmış bulunuyoruz; Corona virüsü önemsemeyenler ve hayatının merkezi konumuna getirip kaygıyı daha fazla yaşayanlar. Bu durum için ikisi de çok sağlıklı olmaz çünkü ne bu durumun zihnimizin merkezimize alması doğru değildir ne de zihnimizden uzakta olması. Dikkat etmemiz gereken tedbirimizi alıp rahatlamamız. Bazı bireylerde yaşanan korku ve kaygılar öz yaşam alanlarını sınırlandırabiliyor ve neticesinde işlevselliği azaltma durumlarına sebep olabiliyor. Sağlığımız açısından alınan tedbirlere uymak ve korunmak oldukça önemlidir ancak bu durum sebebiyle yaşanan kaygıyı kalıcı bir özdeşleştirme yapma konusunda dikkat edilmesi önem arz etmektedir. Gelecek kaygısı, korkusu, şüphe duygusunu oldukça uyaran virüs salgını; toplumu olumsuz etkilemenin yanısıra yaşamsal işlevselliği azaltmaya sebep olabilmektedir. Toplum içerisinde yetişkinler kadar çocuklarda bu duruma oldukça maruz kalmakla birlikte olumsuz etkilenebilmektedir. Sosyal medya, tv ya da toplumdaki konuşmalara, söylemlere sıklıklar maruz kalan çocuklar; ebeveynlerin ya da diğer yetişkinlerin sergilemiş oldukları kaygılardan oldukça etkilenerek korkularını pekiştirebilir ve yetişkinlerin korku ve kaygılarının çocukları olumsuz etkilemesiyle beraber işlevselliklerini düşüren ve problemlere yol açan panik davranışlar geliştirmelerine sebep olabilir. Çocukların yanında konuşurken dikkatli davranmak oldukça önemlidir çünkü çocuklar güvenlik ve bakım gereksinimlerinin ebeveynleri ya da bakımverenleri tarafından karşılanmasını isterler. Bu ihtiyacı karşılanması beklenen bireylerin aktaracağı olumsuz duygu ve davranışlar onları da oldukça olumsuz etkiler. Toplum olarak özellikle dikkat edilmesi gereken durumlar vardır; Çocuklar ile iletişim halindeyken dünya üzerinde yaşanan bu tehditin varlığı yok sayılmamalıdır tabiki ancak bu durum çocukların yaş ve gelişim seviyelerin uygun bir şekilde açıklanmalıdır; onların anlayabileceği bir dil ile aktarılmalıdır. Çocukların iç dünyalarını en iyi şekilde açıklayan ya da anlamlandıran oyun ve oyuncaklar yoluyla da betimlemeler yaparak sade bir dil ile açıklama yapmak fayda sağlayabilmektedir. Virüsten nasıl korunulacağına dair bilgileri de uygun bir biçimde aktarmak etkili olacaktır. Belirsizlikler ile kendini gösteren virüs hakkında farkındalığın sağlanması yaşanan problemlerin azalmasına yardımcı olabilmektedir. Kabul ve kararlılık bu durumda oldukça önem arz etmektedir. Toplum olarak kendimizi iyi hissedebileceğimiz şekilde nefes alma alanları oluşturabilmek, kitaplarla, spor etkinlikleriyle, bahçe etkinlikleriyle, müzik ve doğa ritmiyle, sanatsal aktiviteler ile ilgilenmek psikolojik iyi oluşumuzu, sağlamlığımızı ve direncimizi arttırmaya yardımcı olacaktır. Öncelikle böyle bir tehditin varlığını kabul etmek ve gerekli önlemleri alarak korunmayı sağlayabilmek; panik düşünce ve akabinde oluşan olumsuz davranışlardan kurtulmamıza yardımcı olacak ve içsel huzurumuzu sağlama konusunda fayda sağlayacaktır.

Seren KARABULUT

Uzman Klinik Psikolog

YORUM EKLE

banner4

banner3