Detraining

Detraining, egzersiz eğitiminin azaltılması veya egzersiz eğitimini bırakmanınsonucu olarak eğitime bağlı uyarlamaların kısmi veya tam kaybedilmesidir. Egzersiz eğitiminin geri dönüşlülük prensibine göre, eğitim adaptasyonları tersine çevrilebilir. Detraining, yaralanma, hastalık veya planlı bir periyodik geçiş aşamasına uyulmaması nedeniyle oluşabilir. Egzersiz eğitiminde oluşan fizyolojik adaptasyonların geri dönüşlülük miktarı; bireyin antrenman durumuna, genetik özelliklerine, egzersizin yoğunluk, şiddet ve sıklık bileşenlerinin ne kadar azaltıldığına ve egzersizin ne kadar süre bırakıldığına bağlıdır. Tüm fizyolojik değişkenler aynı hızda (günler ve aylar arasında) adaptasyon sağlamadığından, aynı oranda da geri  dönmemektedir. Egzersiz eğitimine adaptasyonlar literatürde daha çok incelenmiş olmasına rağmen, detraining hakkındaki bilgiler daha azdır. Farklı egzersiz eğitimleriyle elde edilen kazanımların geri dönüş süreci net olarak açıklanamamıştır.(Özdamar H.C., 2019)

2. GENEL BİLGİLER

Antrenmansızlık, yetersiz antrenman  sonucu,  antrenman uyaranı adaptasyonlarının bir bölümünün veya tamamının kaybı olarak tanımlanabilir. Dayanıklılık antrenmanı  yapan sporcular uzun süreli antrenmansızlık periodlarından uzak  durmalıdırlar.  Çünkü  antrenmansızlık  sonucu  oluşan  metabolik  değişikliklerin geri  döndürülebilmesi  zor  olabilmektedir.  Dayanıklılık  antrenmanları  sonucu  oluşan metabolik    adaptasyonlar    herkes  tarafından  iyi bilinmektedir.Karbonhidrat depolarının idareli kullanılabilmesi için yoğun glikojen üretimi ve yüksek amino asit desteği  yoluyla  yağ  asidi  metabolizmasının,  çalışan  kaslara  yönelik  üretilen  toplam enerji miktarı  içindeki  katkısının  artışı  bu  adaptasyonlardan  biridir. Fakat bu adaptasyonların uyaranlarının  aylarla ifade edilen bir süre boyunca kesilmesi sonucu ortaya çıkan etkiler araştırılmaktadır. (Ongun M.A. , 2010)

2. 1.  Kuvvet

Kuvvet biyolojik bir yaklaĢımla bir kitleyi hareket ettirebilme, bir direnci yenebilme ya da kas çalışması ile etkileme yeteneği olarak tanımlanır. Kas kuvveti; sinir sistemi, endokrin sistem, yaş ve cinsiyet gibi çevresel faktörlerle yakından ilişkilidir. (Aktaş F. 2010)  

Spor bilimi açısından ele alındığında ise kuvvet, bir kaldıraç sistemi gibi düşünülen kemik, eklem ve kas yapısıyla oluşturulur. Kuvvet, kas kütlesiyle bu kas kütlesinin ortaya koyduğu hızın bir bileşkesidir.

Antrenman bilimi açısından bakıldığında ise kuvvet; sporda kişinin bir dirence karşı koyabilme veya bir aracı ya da kendi vücudunu ileriye doğru hareket ettirebilmesi, bir kas grubuna bağımlı olarak bir kasın geriliminin sonucudur. Antrenman biliminde kuvvet kavramına ilişkin tanımlar birleştirilerek, bu kavram insana özgü motorik bir özellik olarak tanımlanır. (Aktaş F. 2010)

 2.2. Dayanıklılık

 Dayanıklılık, sporcunun fiziki ve fizyolojik yorgunluğa dayanma gücü olarak tanımlanmaktadır. Diğer tanımlarda da ise “Tüm organizmanın uzun süre devam eden sportif alıştırmalarda yorgunluğa karşı koyabilme ve oldukça yüksek yorgunluktaki yüklenmeleri uzun zaman devam ettirebilme yeteneği”dir.(Dut İ. , 2019)

Dayanıklılığın düşmesine neden olan yorgunluk 3 bölüme ayrılır; Ruhsal yorgunluk, zihinsel yorgunluk ve fiziksel yorgunluktur.(Dut İ. , 2019)

 Kasın yapmış olduğu iş yükselen koordineli çalıştırılmasına bağlıdır. Kasın koordineli çalıştırılması merkezi yorgunlukla ilgilidir. Yani merkezi sinir sisteminde oluşan hareket yorgunluğu, yüklenmenin kesilmesini ya da hareket şiddetinin azaltılmasını gerektirebilir. Kaslara giden motor emirlerin sayısında ve şiddetinde bir azalma meydana gelebilir. Kassal yorgunluk kasların daha uzun çalışma kapasitelerini sürdüremeyip, geçici olarak kassal kuvvetin düşmesi ve kasılma süresinin uzamasıdır. Ayrıca kasılma genişliği küçülür. Yorgunluğun fazla olması durumunda ise kasta tam bir gevşeme görülmemektedir.

 Dayanıklılığın etkileri, dayanıklılığın yüksek seviyeye ulaşılabilmesi, uygulanacak değişik antrenman metot ve içeriklerinin iyi uygulanabilmesine bağlıdır. Dayanıklılık antrenmanları sporcunun dayanıklılığının artmasında değişik etkiler yapmaktadır. Dayanıklılık gelişimi için yapılan çalışmalarda vücutta meydana gelen değişiklikler ;

1. Vücut çok kısa sürede toparlanmaktadır.

2. Vital kapasite artar.

3. Kalp güçlendirilir.

4. Aktif kılcal damar sayısı artar.

5. Organizmanın enerji kapasitesi arttırılır.

6. Bunların birbirleriyle kombine ilişkileri geliştirir.

Dayanıklılığı şu faktörler etkiler;

1. Enerji oluşum düzeyi

2. O2 alınıp vermedeki organizmanın kapasitesi

3. Metabolik olaylarda süt asidinin nötralize edilebilme yeteneği. (Dut İ. , 2019)

1.3. DETRİNİNG

  Uzun dönem antrenmansızlaşma incelendiğinde, bu durumun sporcuların kardiyovasküler, metabolik, kas    ve hormonal sistemleri       üzerine               olumsuz etkileri olduğu görülmektedir.               Özellikle dayanıklılık ile ilişkili kardiyovasküler sistem parametrelerine bakıldığında; maksimum oksijen tüketiminde azalma,kan  hacminde düşüş,maksimum kalp  atım hızında artış, kalp atım hızında artış, ventilasyon   hacminde azalma rapor                 edilmektedir.   

  Metabolik sistem üzerine etkilerine bakıldığında; karbonhidrat              kullanımında artış, submakasimal egzersiz esnasında daha                yüksek laktik asit birikimi ve maksimal oksijen tüketiminin daha düşük              yüzdelerinde laktat eşik oluşumu ve kas          glikojen düzeyinde        düşüş belirtilmektedir. Ayrıca sporcularda kuvvet ve güç            ile ilişkili kassal  sistemlere         olan etkisi incelendiğinde; kas kapilirizasyonunda azalma, arteriyal venöz  oksijen         farkında azalma, oksidatif enzim aktivitelerinde               düşüş, kas fibrili kesit  alanlarında ve  fibril çeşidi oranında azalma, kas hacmi           ve EMG               aktivitelerinde  azalma  rapor edilmiştir.

   Özetle, uzun dönem antrenmansızlaşma üzerine yapılan fizyolojik içerikli        araştırmalar, antrenmanlara uzun dönem ara vermenin çoğu spor branşının baskın özellikleri olan dayanıklılık, kuvvet ve güç başta  olmak üzere sporcuları bir çok yönden olumsuz etkilediğini ortaya koymaktadır.                      

   Örneğin;Olimpik bir kürek sporcusu üzerine yapılan araştırmada, bu sporcunun antrenmanlara 8 hafta ara vermesinden sonra geçmiş performans düzeyine ulaşmasının 20 hafta sürdüğünü göstermiştir. Buna karşın, araştırmacılar düzenli antrenman süreci bitiminde azaltılmış şiddette ve frekanslarda  yapılan antrenmanların düzenli kuvvet antrenmanı döneminde  elde edilen kas kütlesini ve güç             performansını koruyabildiğini belirtmişlerdir. Ayrıca   araştırmacılar antrenmanlara ara verildiği dönemlerde performans kayıplarını minimize etmek adına sporculara ve antrenörlere kapsamı düşürülmüş uygun antrenman programları uygulanmalarını önermektedirler. Bu durum sporcuların antrenmanlara ara verdikleri dönemde azaltılmış şiddet, sıklık ve haciminde de olsa antrenmanlara devam etmelerinin önemini ortaya koymaktadır.            (Çetin O. 2020)

TARTIŞMA VE SONUÇ

    Antrenmansızlık    sonucu    kaybedilen    antrenman adaptasyonlarını  toparlamak  ve  geri  kazanmak,  antrenmansızlıkin  kendisinden  daha uzun    sürmektedir.Bu nedenle    antrenmansızlıkten kaçınılmalıdır“ sonucuna varmışlardır.  (Ongun M.A. , 2010)

YORUM EKLE

banner4

banner3