İKİ YENİ USUL: SERİ MUHAKEME VE BASİT YARGILAMA

GENEL OLARAK

 

            7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun olarak adlandırılan düzenlemeler kamuoyunda birinci yargı paketi olarak adlandırılmıştır. Söz konusu kanun ile son yıllarda ceza yargılamalarında karşılaşılan bazı sorunların çözümü amaçlanmaktadır.

            Türk yargı sisteminde daha önce hukuk mahkemeleri tarafından uygulanan ve medeni usul hukukunda sıkça karşılaşılan seri  muhakeme ve basit yargılama usulleri ceza yargılaması bakımından bu kanunda düzenlenmiştir. Uygulanmasına 01.01.2020 tarihinden sonra başlanmış bu düzenlemeler, hakkında ceza soruşturması devam eden ve bu tarihten sonra ceza soruşturması açılacak olanlar bakımından önem arz etmektedir.

            Ceza yargılamasında ilk defa uygulanacak söz konusu düzenlemelerin usul ve esaslarının ilgililer tarafından ayrıntılı olarak tetkik edilmelidir. Aksi durumda tarafların hak kaybına neden olunacağı dikkatlerden kaçmamalıdır.

            1- SERİ MUHAKEME USULÜ  

            7188 sayılı kanunun 23. Maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 250. Maddesi kaldırılarak yeniden düzenlenmiştir. Yapılan yeni düzenlemede “seri muhakeme usulü” eklenmiştir. Seri muhakeme usulüne ilişkin bilinmesi gereken ilk ve en önemli hususlardan biri yargılamanın uygulanacağı suçların hangileri olduğudur. 7188 sayılı kanun ile getirilen ve 5271 sayılı CMK’nın 250/1 maddesinde sayılan ve seri muhakeme usulünün uygulanacağı suçlar;

            A) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda (TCK) yer alan;

            - Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154, ikinci ve üçüncü fıkra), Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (madde 170),Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (madde 179, ikinci ve üçüncü fıkra),Gürültüye neden olma (madde 183),Parada sahtecilik (madde 197, ikinci ve üçüncü fıkra),Mühür bozma (madde 203), Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206), Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228, birinci fıkra),Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (madde 268) suçları.

            B) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları ile 15 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar.

            C) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 93 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen suç.

            D) 13/12/1968 tarihli ve 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde belirtilen suç.

            E) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç olarak belirlenmiştir. Kanunun amir hükmü gereği sadece bu suçlar bakımından uygulama alanı bulacak bir yargılama usulü ile karşılaşmaktayız.

            Hakkında yukarıda sayılan suçların işlendiği yönünde soruşturma açılan şüpheli Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri (polis veya jandarma) tarafından bilgilendirileceklerdir. Kolluk veya Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan bilgilendirme önemli olup şüpheli, hakkında uygulanacak hükümler hakkında bilgi sahibi olacaktır.

            Bilgilendirilmesi yapılan şüpheliye Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması teklif edilecektir. Şüphelinin müdafii huzurunda Cumhuriyet savcısına teklif edilen seri muhakeme usulünün uygulanmasını kabul ettiğini bildirmesi gerekmektedir. Burada önemli olan seri muhakeme usulünün uygulanmasını Cumhuriyet savcısı tarafından müdafii huzurunda teklifin yapılacak olmasıdır. Aksi takdirde yani kolluk tarafından veya müdafii olmadan yapılan teklifin geçerli sayılmaması gerektiği açıkça görülmektedir.

            Şüphelinin kanunda düzenlenen seri muhakeme usulünü kabul etmesi neticesinde en önemli kazanımı ise verilecek olan temel cezadan yarı oranında indirim yapılması olacaktır. Seri muhakeme usulünü kabul etmeyen ve hakkında kamu davası açılan şüpheli bu indirimden yararlanamayacağı için şüpheli eğer hakkında yapılan soruşturmanın sonucunda mahkum olacağını düşünüyor veya biliyor ise daha az ceza alması için seri muhakeme usulünün uygulanmasını kabul etmesi daha uygun olacaktır. Fakat hakkında soruşturma yürütülen şüpheli suçsuz olduğunu ve beraat etmesi gerektiğini düşündüğü takdirde seri muhakeme usulünü kabul etmemelidir.

            Hakkında soruşturma açılan ve seri muhakeme usulü uygulaması teklif edilen şüphelinin, seri muhakeme usulünün sonuçları hakkında profesyonel destek alması daha uygun olacaktır. Çünkü seri muhakeme usulünün uygulanması durumunda daha az ceza alınması gibi bir durumun varlığı ortadadır. Bu nedenle hakkında yapılan soruşturmada yer alan delillerin titizlikle incelenmesi ve şüphelinin mahkum olup olmayacağı hususunda bilgi sahibi olması gerekmektedir. Aksi takdirde seri muhakemeden yararlanmayan şüpheli daha az ceza alacakken daha fazla ceza alma gibi olumsuz bir durumla karşılaşacaktır. Bu nedenle soruşturma dosyası işin uzmanı olanlar tarafından incelenmeli ve şüpheli bu hukuki durum karşısında seri muhakeme usulünün uygulanıp uygulanmaması hususunda karar vermelidir. Seri muhakeme usulü kabul edilmediği takdirde daha önce uygulandığı üzere şüpheli hakkında Cumhuriyet savcısı tarafından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılacaktır.

            Müdafii huzurunda Cumhuriyet savcısının seri muhakeme usulünün uygulanması teklifini kabul eden şüpheli hakkında Cumhuriyet savcısı yazılı olarak davayı görmekle görevli mahkemeden şüphelinin seri muhakeme usulüne göre yargılanmasını talep edecektir. Talep üzerine mahkeme yine müdafii huzurunda şüphelinin beyanlarını alacaktır. Mahkeme seri muhakeme usulünün koşullarının gerçekleştiği kanaatine varırsa Cumhuriyet savcısının talebinde belirttiği haliyle şüpheli hakkında hüküm kuracaktır. Böylelikle şüpheli hakkında seri muhakeme usulü uygulanmış olacaktır.

            Hakkında seri muhakeme usulü uygulanan şüpheli, müşteki veya taraf avukatları Cumhuriyet savcısı tarafından belirlenen ve mahkeme tarafından verilen karara karşı itiraz yasa yolunu kullanacaktır. 5271 sayılı CMK’nın 267 ve devamı maddelerinde kanun yolu olarak düzenlenen hükümlere göre seri muhakeme usulü sonucu verilen karara karşı ilgililer, kararın tefhim ya da tebliğinden itibaren 7 gün içinde kararı veren mahkemeye bir dilekçe ile başvurmak suretiyle veya tutanağa geçirmek suretiyle zabıt katibine başvurarak yapabilmektedirler.

                        Seri muhakeme usulü kanuni düzenleme gereği yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ile sağır ve dilsizlik hallerinde uygulanamayacağı görülmektedir. Bu düzenlemede sanığın mı yoksa müştekinin mi yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ile sağır ve dilsizlik hallerinde bulunması durumunda seri muhakeme usulünün uygulanamayacağı hususunda bir açıklık bulunmamaktadır.

            Kanun, seri muhakeme usulü uygulamasının mağduriyete sebebiyet vermemesi için değişik koşullara tabi tutmuştur. Bunlardan biri Cumhuriyet savcısının seri muhakeme usulü uygulanması yönündeki teklifini sanığın müdafii huzurunda kabul etmesi zorunluluğudur.

            Seri muhakeme usulünün uygulanmasına karar verilerek, suç ile ilgili muhakeme yapmakla görevli mahkemeye yapılan talep üzerine, mahkeme koşulların sağlandığını tespit ettiği takdirde Cumhuriyet savcısının talebi doğrultusunda karar verecektir.

            Son olarak değinilmesi gereken önemli bir konu ise şüphelinin seri muhakeme usulünü kabul ettiğine ilişkin düzenlemelerin ve seri muhakeme usulünün uygulanmasına ilişkin bilgi ve belgelerin delil olarak kullanılamayacağı yönünde açık bir düzenleme getirmiştir.

            2- BASİT YARGILAMA USULÜ

            Ceza yargılamasına 7188 sayılı kanun ile basit yargılama usulü getirilmiştir. İlk defa bu kanun ile getirilen basit yargılama usulü, 5271 sayılı CMK’nın 251 ve 252. Maddelerinin değiştirilmesi suretiyle düzenleme alanı bulmuştur. 

            5271 sayılı CMK’nın 251 ve 252. Maddeleri kapsamında düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin düzenlemeler kapsamında dikkati çeken ilk husus basit yargılama usulünün sadece asliye ceza mahkemelerinde uygulanacak olmasıdır. Üst sınırı 10 yıla kadar olan suçlarla ilgili yargılama yapmakla görevli asliye ceza mahkemeleri basit yargılama usulünün uygulanacağı mahkemeler olarak belirlenmiştir.

            Asliye ceza mahkemelerine gelen bir iddianamenin mahkemece kabulüne karar verildiği durumlarda; adli para cezasını ve/veya 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilecektir. Kanun burada seri yargılama usulünden farklı olarak suç türlerini tek tek saymak dışında bir üst sınır belirleme yoluyla basit yargılama usulünün kapsamını belirlemiştir. Bu nedenle hangi suç ile ilgili basit yargılama usulünün uygulanabileceğinin tespiti için öncelikle suç için kanunda öngörülen ceza miktarının üst sınırına bakılması gerekmektedir.

            Basit yargılama usulünün uygulanmasında dikkat çeken önemli bir husus ise söz konusu yargılama usulünün kapsamını belirleyen hükmün “verilebilir” şeklinde bitirilmesi olmuştur. Yani 5271 sayılı CMK’nın 251/1 maddesi “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin sonunda verilebilir kelimesi ile bitirilmesi bize basit yargılama usulünün uygulanmasının bir zorunluluk olmadığını göstermektedir.

            Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilmesi durumunda mahkeme ilk olarak taraflara iddianame tebliğ edilecek ve 15 gün içinde savunma ve beyanlarını bildirmeleri istenecektir. Taraflara tebligat yapan mahkeme ayrıca toplanması gereken bilgi ve belgelerin toplanmasına da karar verebilecektir.

            Taraflara usulüne uygun olarak tebligat yapıldıktan sonra, taraflara verilen 15 günlük sürenin sonunda ve toplanması gereken bilgi ve belgelerin toplanmasından sonra mahkeme Cumhuriyet savcısından görüş almadan ve duruşma yapmadan dosya hakkında karar verebilecektir. Mahkeme sanık hakkında sonuç olarak mahkumiyet kararı verildiği takdirde sonuç cezadan dörtte bir oranında indirim yapacaktır. Yapılması gereken bu indirim hakimin takdirinde olmayıp basit yargılama usulü uygulandığı esnada uygulanması zorunludur.. 

            Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik halleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması özel izne tabi olan suçlar ile ilgili olarak basit yargılama usulü uygulanamayacaktır. Daha önce de belirttiğimiz gibi basit yargılama usulü sonucunda verilen karara karşı itiraz yasa yolu öngörülmüş olup itiraz yasa yolu 5271 sayılı CMK’nın 267 ve devamı maddelerinde düzenlenen itiraz yasa yolundan farklıdır. 7188 sayılı kanun ile değiştirilen 5271 sayılı CMK’nın 252. Maddesi kapsamında basit yargılama usulüne karşı itiraz yasa yolu düzenlenmiştir. Bu düzenlemede itiraz için bir süre öngörülmediğinden itiraz süresinin 5271 sayılı CMK’nın 267 ve devamı maddelerinde belirtilen 7 gün olduğunun kabulü gerekmektedir.

            Basit yargılama usulüne göre sonuçlandırılan yargılamaya itiraz edilmesi durumunda hükmü veren mahkeme duruşma günü belirleyecek olup genel hükümler doğrultusunda yargılama yapacaktır.

            Mahkeme yeni vereceği kararda basit yargılama usulü ile verilen karar ile bağlı olmayarak yeni baştan hüküm kuracaktır. Fakat sanık dışındaki kişilerin itiraz etmesi durumunda mahkeme sanık hakkında uyguladığı dörtte bir oranında indirimi koruyacaktır.

            Basit yargılama usulü sonucunda verilen hükme yapılan itirazın süresinde yapılmaması veya itiraz yoluna başvuru hakkı bulunmayanlar tarafından başvurulması durumunda davaya bakan mahkeme 5271 sayılı CMK’nın 268. Maddesinde düzenlenen itirazı inceleme mercine dosyayı gönderecektir. 5271 sayılı CMK’nın 268. Maddesi kapsamında itiraz inceleme yetkisi sadece süresinde itiraz edilip edilmediği ve itiraz etme hakkı bulunup bulunmadığı ile sınırlı olacaktır. Yani mahkeme itiraz incelmesinde sadece bu iki hususu inceleyecek diğer hususları incelemeyecektir. Hakkında basit yargılama uygulanan ve verilen hükmün hatalı olduğunu düşünerek itiraz etmeye hazırlanan sanığın profesyonel destek alması yapacağı itirazın aleyhine sonuçlanmaması bakımından oldukça önemlidir.

            3- SONUÇ OLARAK

            7188 sayılı kanun ile ceza yargılama sistemimiz daha önce ismen hukuk yargılamalarında karşılaştığımız iki yeni usul ile karşı karşıyadır. Basit ve seri yargılama usullerinin birçok şekli koşula bağlanmış olması nedeniyle her iki düzenlemenin getiriliş amacı dikkate alındığında iş yoğunluğunu artırması gibi bir sorun ortadadır. Ayrıca getirilen yeni iki usulün eksik ve hatalı yanlarının olduğu da görülmektedir. Hem ilk defa uygulanacak olması hem uygulama esnasında sanığın lehine ve aleyhine olacak düzenlemeler içermesi nedeniyle seri muhakeme ve basit yargılama usulü ile karşılaşacak olan şüpheli ya da sanıkların hukuki yönden profesyonel destek almaları daha uygun olacaktır. Aksi takdirde lehine olan düzenlemelerden faydalanamamaları sonucu doğmaktadır.

 Av. MERVE TURAN

 MALATYA BAROSU

YORUM EKLE
YORUMLAR
İbrahim turan
İbrahim turan - 3 hafta Önce

Harika olmuş tebrik ederim sevgili kızım seninle gurur duyuyorum ve devamını diliyorum

banner4

banner3