Tarih niye tekerrür eder?

Ülkemizi 15 Temmuz’a getiren sebeplerin başında; FETÖ Yapılanmasının yüzüne İslâm Maskesi geçirerek neredeyse tüm cemiyetimizin zihnini fethetmesini, anlı şanlı âlimlerimizin fark etmeyişleri, kuruluşunu ve mayalanması takip eden ilk 7 yıldan sonra, bu Yapı'ya istisnâsız tüm siyasi öncülerin (en terbiyeli ifâde ile) adetâ gülücükler dağıtması yatar.

Din âlimlerimizin fark edenlerinin susmasının temelinde ise, ikbal ve “az aşım- tatlı başım” kaygıları yatar.

Çünkü; bu YAPI’nın; gelen, giden ve hâkim tüm siyasî ve idârî güçlerden güç alıyor olması sebebi ile buna bulaşmak büyük bir risk alma iradesini ve aslâ geri vitese takmayacak cesur bir yüreğin sahibi olmayı gerektiriyordu.

Büyük kitleler ise ; bize Kurtuluş Rehberi olarak gönderilen İlâhî Kelâmı (Kur’an’ımızı) hakkıyla tanıyamama ve rivayetlerle örülmüş bir anlayışı din zannetmelerindendir.

Eğer biz, Kur’an ile aramıza rivayetleri ve uydurmaları sokmamış ve Kur’an’ı hakkıyla anlamış olsaydık, ne FETÖ denen Şeytanî Yapı, ne de bugün dahî tüm şiddeti ve harâreti ile devam eden BENZERÎ YAPILAR hiç birimizi kandıramaz ve yüzlerine taktığı İSLÂM MASKESİ ile kendilerine ait dar alan paslaşması ile sürüp giden çıkar birliği şeklindeki otonom sosyal yapılar tesis edilemezdi.

Mehmet Akif : “Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi? Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar. Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi ?” derken ; Büyük filozof  İbn –i Haldun, tarihî tekerrürler hususunda : “ Benzer şartlar oluştuğunda yine benzer sonuçlar ortaya çıkması her zaman mümkündür.” der. 
Esâsen, Haçlı- Siyon İttifakının son 200 yıldır İslam Coğrafyasında Müslümanları kendi istediği istikamete kanalize etmek için büyütüp beslediği İslam Görünümlü Hücrelerin son halkalarından biri olan FETÖ isimli uluslararası istihbarat örgütlerinin beslemesi şeytanî yapı, bizim paralarımız ile bizim en zeki çocuklarımızı devşirip Mankurtlaştırarak bize karşı kullandığı 15 Temmuz ’dan hakkıyla ibret almazsak, yenilerini yaşamamız mümkündür.

57 yıldan beri sinsi bir örümcek gibi ağını ören ve bu milletin en zeki çocuklarını devşirerek kendisine kul haline getiren bu Şeytanî Teşklilât, ülkemizdeki diğer tarikat ve cemaatlerle aynı fikri düzlem ve aynı geleneksel rivayetler üzerinde yürümektedir. F. Gülen’in eserleri, adına “Ehl-i Sünnet” denen mezhepler topluluğunun genel kabullerinin tekrarından başka bir şey ifade etmediği apaçık. Bugün ülkemizde kendini “Ehl-i Sünnet” diye tanıtan diğer İslâmî Görünümlü Yapılar ile FETÖ’nün, darbe girişimi hariç neredeyse bütün fikirlerinin bir ve paralel olduğu aşikârdır.
Âhirzaman rivayetleri, Mehdi’nin gelmesi, Hz. İsa’nın ölmediğini iddia edip kıyamete yakın yeniden dünyaya geleceği inancı, Hadis’in Kur’an’a ihtiyacından çok, Kur’an’ın hadislere ihtiyaç duyduğu, İslam’da bilgi kaynağı olarak “Rüya, ilham ve sezginin” geçerli olduğu.vs. gibi  meselelerde FETÖ ile “Diğerleri”nin hiçbir ayrılığı yoktur. 

 
FETÖ’nün Mehdi ve Mesih olduğuna inanan Müritlerinin: “ Hocaefendi  ne derse, ne emrederse doğrudur, yapmak farzdır ve mutlaka bizden öte bir bildiği vardır..” anlayışına inandıkları için onu asla sorgulama gibi bir şeye girişemezler(istisnalar hâriç).

Diğer cemaat ve tarikat mensupları da kendi lider, gavs, seyyid, şeyhlerini..vs..asla tenkit edemezler.

Onlar ne buyurursa buyursun inanırlar. Çünkü, hatasız olduklarına inanmışlardır. Bu hâl, siyâset kulvarında da maalesef, aynı hükmü icra’ etmektedir.
 
Oluşturuldukları günden beri bu YAPIarın hiç biri, topladıkları himmetleri, yaptıkları ticaretleri hususunda hiç bir hesap tutmadıkları gibi Devlet de ilk 27 yıl, Milleti re’setlemek istediği için inançarının üzerinden dozer gibi geçmiştir. Fakat, son 70 yıldır da, Milleti istismar edenleri durdurmak adına maalesef son 9 yıl hâriç hiç hesap sorulmamıştır. Gûyâ; Dînî Yapılanmalar, FETÖ’nün yaptığı gibi tertemiz inancın ve îmânın sahibi Milletimizi çok istismar etti. Maalesef, günümüzde tarikat ve cemaatlerin ciltlerle, kitaplarla ancak ifade edebileceğimiz Allah cc. ve Peygamberimizin aslâ hoş görmeyeceği sapkınlıkları mevcuttur. Bu hâle, ısrarla susar ve uyarı görevimizi yapmaz isek, Hakk'a ve hakka karşı haksızlık etmiş olmaz mıyız ?…

Tarih boyu, Mehdi ve Mesih inancı çerçevesinde örgütlenen nice gruplar, bulundukları zeminde isyanlar çıkarmış ve bu alanda yüz binlerce insanın ölmesine ve öldürülmesine sebebiyet vermişlerdir. Bunun içindir ki; Yeni 15 Temmuzların oluşmasını istemiyorsak Devlet, tedbirini almalı, cemaat ve tarikatları aktif hâle getirilmiş Diyânet’in denetimine vermelidir. Unutmayalım ki; bugün tahrîbata uğramış hâldeki bu kutlu Yapılar, şanlı tarihimizde Milletimizin en sağlam tutkalı ve çimentosu olmuşlar idi. Bunun için işbu hususa ; Sekülerci, Materyalist ve Ataist bir pencereden bakmamalıyız.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ömer  Kotan
Ömer Kotan - 2 hafta Önce

Yorumunuza yürekten katılıyorum. Kaleminize ve fikirlerinize aydın bir şahşiyet olduğunuz her halinden ve mütevazi kişiliğinize bütünleşmiş. Tebrik
ediyor devamını yazabilidiğiniz , anlatabildiğiniz her mecrada sizin gibi
aydın , cesur şahsiyetlere ülkemizin, milletimizin ihtiyacı olduğunu gönülden
destekliyor başarılarınız devamını diliyor
saygılar sunuyorum

banner9

banner4

banner8

banner3