Ramazandı, oruçtu, bayramdı derken yeniden baş döndürücü gündemlere daldık.

Ülke genelinde ana muhalefet partisinin başlatmış olduğu saçma yürüyüşü mü, artık sıradanlaşan FETÖ ile mücadele kapsamında gerçekleştirilen içi boş operasyonları mı, Almanya’nın Türklere karşı başlatmış olduğu ırkçı faşizmi mi, Türkiye’nin Ortadoğu’da ısınan sularda nasıl yüzmeye çalıştığını mı, yoksa yerel meseleleri mi konu edinsem diye alıp verirken aklıma yine UNESCO takılıverdi…

Sahi Elazığ Belediyesi’nin değerli yöneticileri gündeme taşıdığım UNESCO meselesinde neden sessiz kalmakta ısrarlı davranıyorlar?

Sıcağı sıcağına gündeme taşıdığımız günlerde iletişim kurarak verdiğimiz rakamsal bilgilerin gerçekleri yansıtmadığını ifade eden Belediye yetkilileri “doğru bilgileri bize verir misiniz?” dediğimiz halde neden sessizliğe büründüler böyle birden.

Sükut ikrardan geliyor diyeceğim ama açıkçası kıyamıyorum.

Bir saman alevi gibi bir anda yanıp küllenen UNESCO konusunu taze tutmak adına gelişmelerin ne aşamada olduğunu da buradan öğrenmek istiyorum.

Aslında bu konunun akıbetinin böyle olacağını ta o günlerde yazmıştım.

Bu iş böyle kolay değil demiştim.

Geldiğimiz nokta ortada.

Ankara’da bir hemşeri STK’nın öncülüğüyle başlayan ve Paris’te ünlü tarihçi İlber Ortaylı’nın verdiği konferansla devam eden sonunda da Kent Konseyi’nin görevleri içerisine sıkıştırılan Elazığ’ın UNESCO’ya girme macerası burada bitmemeli.

Kent Konseyi bu konuda ne yapabilir Belediye yetkilileri hiç düşündüler mi?

Ya da başkanlığını ağabeyimin yürüttüğü bu konsey bu konuda nasıl bir yol izleyecek her hangi bir bilgilendirilme yapıldı mı kendilerine merak ediyorum.

Nihayetinde Kent Konseyi bir sivil oluşum.

UNESCO yolculuğu da yine bir sivil inisiyatif tarafından gündeme alınmış ancak müracaat ve aşamalarının takibi için her hangi bir resmi kuruluşun paydaş olması gerektiği için de Elazığ Belediyesi olayı üstlenmişti.

Buraya kadar her şey normal, ancak tam dereyi geçerken atı değiştirmek beni fesat düşünmeye teşvik ediyor.

Hani zaten olmayacak bir duaya amin denilmişti de en azından riski üzerimizden atalım diyerek yıldızı parlamakta olan birinin karnesini de eksi yönde etkilemek mi istediler gibi...

Tabi ki süreç içerisinde bütün bunlar netleşecek.

Kimsenin gündeminde olmasa da prensiplerim gereği gündeme taşıdığım bir konunun takipçisi olacağımı hatırlatmak istiyorum.

Onun için tekrar soruyorum…

Bunun cevabını Sayın Belediye yetkililerimiz mi verecek yoksa bundan sonraki süreçte UNESCO konusunu devralıp almadığını net bir şekilde bilmediğimiz çiçeği burnunda Kent Konseyi’nin değerli başkan ve yöneticileri mi verecek?

Bu konuya harcanan bütçe ne kadardı, bütçenin kalemleri kimler tarafından karşılandı?

Ankara’daki STK’mız mı bu bütçeyi verdi yoksa Elazığ Belediyesi mi işin maddi boyutunu üstlendi?

Her şeyden önce iddia edilen ancak Belediye yetkililerinin gerçekleri yansıtmıyor dediği 750 milyarlık (eski para birimiyle) rakam nerelere harcandı?

750 milyar değilse bu bütçe, gerçek bütçenin miktarı nedir?

Evet aslında kimsenin bayram neşesini kaçırmak istemezdim ama, ne yazık ki bayram ziyaretlerimde bayramlaştığım insanlar bu konuyu ısıtıp önüme koyunca gündeme taşımam elzem oldu.

Çünkü insanların istihzalı bir şekilde tebessüm ederek; “Rabia Hocam sen de bu kadar iyi niyetli olmayı bıraksan artık” demelerinden rahatsızlık duymaya başladım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner88