“UYUŞTURUCU MADDE KULLANIMI ACI SONLARA YOL AÇIYOR”

GÜNDEM

Sağlığı Geliştirme ve Sigara ile Mücadele Derneği Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, 26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığıyla Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, uyuşturucu madde kullanımının öfke kontrolü kaybından kansere kadar çok sayıda fiziksel, psikolojik ve sosyal sorunlara neden olup, acı sonlara yol açtığını söyledi. Dünya Uyuşturucu Raporu’nun gelişmekte olan ülkelerdeki uyuşturucu kullanımının çok daha hızlı arttığını gösterdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Açık, ebeveynlere uyarılarda bulundu.

Dünya genelinde uyuşturucu kullanımı özellikle son yıllarda hızla artış gösteriyor. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) tarafından geçen yıl yayımlanan Küresel Uyuşturucu Raporu’na göre 2018'de dünya çapında yaklaşık 269 milyon kişi uyuşturucu kullanırken, bu rakam 2009'a göre yüzde 30 daha fazla. Sağlığı Geliştirme ve Sigara ile Mücadele Derneği Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, 26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığıyla Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada uyuşturucunun zararlı etkilerine değinirken, ailelere de uyarılarda bulundu.

Uyuşturucu kullanımının çağımızın en büyük tehditlerinden birini oluşturduğunu söyleyen Prof. Dr. Açık, “UNODC’nin verilerine göre dünya genelinde 35 milyon kişi uyuşturucunun yol açtığı hastalıklarla boğuşuyor. Kontrol kaybı, öfke, korku, cilt rahatsızlıkları, erken yaşlanma, dişeti hastalıkları, nefes darlığı, akciğer hastalıkları, kalp-damar rahatsızlıkları ve bazı kanser türleri, uyuşturucunun yol açtığı fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklar arasında yer alıyor. Uyuşturucu maddeler beyni etkilediğinden, kullananların zeka seviyesinde gerileme de yaşanabiliyor” dedi.

“Türkiye’de ölüm oranı düşük ancak genç ölümler daha fazla”

Küresel Uyuşturucu Raporu’nun 2000-2018 döneminde gelişmekte olan ülkelerdeki uyuşturucu kullanımının gelişmiş ülkelerden çok daha hızlı arttığını gösterdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yasemin Açık, şöyle devam etti; “Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi’nin geçen yıl yayımladığı Avrupa Uyuşturucu Raporu’na göre, Türkiye bu merkeze üye 30 ülke arasında milyonda ölüm oranında 18’inci sırada. Ancak aynı raporda 2018 yılında Türkiye tarafından raporlanan ölümcül aşırı doz vakalarının analizi, Avrupa Birliği ortalamasından (41,7 yaş) daha genç bir profile işaret ediyor ve yaş ortalamasının 32,5 olduğunu gösteriyor. Bu tablo, gençlerimizi uyuşturucunun zararlarından korumamızın ne denli acil ve önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu kapsamda kamu, özel sektör, sivil toplum kuruluşlarının iş birliği içinde olması, uyuşturucu maddelerin gerek kullanımı gerekse kaçakçılığının önlenmesi adına topyekûn mücadele etmesi büyük önem taşıyor.”

“Küçük yaşlarda başlanan uyuşturucu daha ciddi problemlere neden oluyor”

Uyuşturucu kullananların büyük bölümünü ergenler ve genç yetişkinlerin oluşturduğunu belirten Açık, “Gençlik dönemlerinde bir gruba aidiyet hissetmek, yanlış arkadaş çevresi, ailevi sorunlar nedeniyle ‘bir kereden bir şey olmaz’ düşüncesiyle başlanılan uyuşturucu maddeler, bağımlılık yaratmakta ve çok acı fiziksel, psikolojik, sosyal sorunlara yol açmaktadır. Özellikle küçük yaşlarda kullanılan uyuşturucu, beyin henüz gelişimini tamamlamadığı için ciddi problemlere neden oluyor. Bu noktada ailelerin çocuklarını iyi gözlemlemeleri, doğru iletişim kurmaları ve çocuklarının kendilerini mutlu, huzurlu hissettiği bir aile ortamı sağlamaları çok önemli” diye konuştu.

Fiziksel ve psikolojik belirtilere dikkat!

Prof. Dr. Yasemin Açık, çocuklarının madde kullanımından şüphelenen ebeveynlere ise şu uyarılarda bulundu; “Ani duygu değişimleri, sebepsiz yere öfkelenme, dikkat eksikliği, okul başarısının bir anda düşmesi madde kullanımına bağlı olabilir. Fiziksel olarak ise iştahsızlık, kilo kaybı, uykusuzluk, bulantı, ishal, aşırı terleme, gözlerde kızarıklık gibi değişimlere dikkat edilmelidir. Hiç kuşkusuz bu belirtiler yalnızca uyuşturucu madde kullanımıyla ilgili değildir, çocuğun başka bir fiziksel ya da psikolojik sıkıntısı da olabilir. Dolayısıyla aileler çocuklarını kesinlikle suçlamamalı, yaşanan durumun gerçek sebebini öğrenmelidir. Eğer madde kullandığına dair çok ciddi belirtiler varsa önce çocukla konuşulmalı, ardından test yaptırılmalıdır. Uyuşturucu madde kullanımı söz konusuysa yine uzmanların yardımıyla çocuk ikna edilmeli ve vakit kaybedilmeden en uygun tedavi yöntemi uygulanmalıdır.”

Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.