Dünyanın ilk beşine alışmak

Devletimiz son yıllardaki hamleleri, bizzat kendi ülkemizi tehdit eder hale geldi. Bu hareketliliğimiz, özellikle batılı ülkelerin bir çoğunu korkuttu ve iç siyaset malzemeleri haline geldi.  Meselâ; Fransa’da bir kasabada belediye başkanı seçilecek, başkan adaylarının gündemi Sayın R.T.Erdoğan ve Türkiye. Ayrıca; Macron, ergen bir çocuk edasıyla sabahtan akşama kadar dilinden Erdoğan’ı ve Türkiye’yi düşüremiyor. Aynen, mezarlıktan geçen birinin korkusundan türkü söylemesi gibi...Almanya televizyonlarında yine neredeyse sabahtan akşama kadar Türkiye ve Erdoğan’dan bahsediliyor. Bu yüzden Almanya’da Erdoğan’ın Alman Cumhurbaşkanı olduğunu sanan küçük çocukların sayısı da az değilmiş. ABD’de Trump’ın rakibi J.Biden’ın gündeminde de Erdoğan’ı devirme ve Türkiye var. Mevcut Başkan Trump ise, bir başka cephede pusuya yatmış, J.Biden’e , “ O’nunla tek başına baş edemezsin ; acele etme, beni de bekle..” demeye gelen laflar ediyor.

 Devletimiz, Uluslararası arenada hem adâletin, hem de haklı olduğu ülke çıkarlarının peşinde. Türkiye’nin de tam merkezinde bulunduğu Doğu Akdeniz mes'elesinde Yunanistan ile “Mavi Vatan” sorunu, Libya’daki son durum, Beyrut patlaması, BAE-Suudi Arabistan-Mısır ve Fransa’ nın Türkiye’ye karşı Şer ittifakı, Suriye meselesi, Rusya ve İran ile ilişkiler, Ermenistan çıban başının Devletimizin sinirlerini zorlayan pervasızlıkları, Almanya, İsrail ve Covid-19..vs.. Bu arada; içeride ve sınır ötesine taşan çok yönlü ve çok çeşitli destansı bir terörle mücâdelemiz…

Ekonomik büyüklüğü Dünya 16.cısı bir Devletin, bu kadar açılması ve çok sayıda cephede mücâdele vermesi, nihâyetinde elbette ki kalb atışının sınırını zorluyor. Fakat, aslâ ihmâle gelmeyecek bir gerçek var ki, tüm bunlar İstiklâlimiz ve İstikbâlimiz için olmazsa olmazımız.. Bu gerçeği keşke herkes idrak edebilseydi...

Tüm dünyaya karşı yükselen manevra kabiliyetimiz bu gücünü; son 35 yıldır daha aktif hâle gelen “Millî Teknolojide Uyanış” mayalanmasının akabinde, son 10 yılda en ileri teknoloji ile üretilen yerli ve milli silahlarımız, bunun verdiği özgüven ve bağımsızlığımızdan alıyor. Şayet bugün; Irak, Suriye, Libya, Somali, Katar, Afganistan, Balkanlar, Doğu Akdeniz’de... karar mekanizması isek, bunun en önemli sebebi kendi silah sanayiimizin geldiği noktadır.

Ülkemiz ; hem içeride ve hem dışarıda büyüyen ve güçlenen bir ülke. Bunun en önemli işaretlerinden biri ; Ülkemizin atılımlarından rahatsız olan Siyon&Haçlı İttifakı’nın, Ülkemizi ve Devlet Yöneticilerimizi dillerine dolamaları. Çünkü; artık yön verilen bir ülke olmaktan çıktık, yön veren bir ülke haline dönüştük. Bu dönüşüm, İsrail’i kastederek “Güneyimizdeki dost Ülke” diyen en azılı Truva Atı’nın ve Haşhaşî Fedâilerinin Devletteki tasfiyesi ile, kendi Millî Değerlerine ve Medeniyet Dünyasına düşman edilerek Mankurtlaştırılmış ideolojik kölelerin etkisizleştirilmesi ile hızla ateşlendi. Şayet bugün, ezelî ve ebedî düşmanlarımızın 3,5 asırdır ve özellikle son 2 asırdır yetiştirerek içimize yerleştirdiği bu “BEŞİNCİ KOL”ları, Ülkemiz içinde ciddi anlamda aktif olsalardı, yukarıda saydığımız hiç bir atılımı ve müdahaleleri yapamazdık. Milletimizin ve devletimizin (biraz da maalesef ağır işleyen) ferasetiyle bu dalâlet ve ihânet güruhları büyük oranda bertaraf edilmeseydi, Devletimizin ve Milletimizin önü açılamazdı.

Bu arada, Milletimizi ve Devletimizi bekleyen bir başka tehlike ise ; insanoğlunun ve özellikle SİYÂSET KURUMU ve BÜROKRASİ içinde rol alanların HİBRİT AYÇİÇEK TOHUMu misâli ikinci yılından sonra kullanım süresinin bitiyor olması. (Hibrit ayçiçeği tohumundan tohum alamazsınız. Alırsanız, bir kökten onlarca ayçiçeği çıkar ve her biri cep aynası gibi olur ve verimsizdir.) İşte maalesef, İnsanoğlunun Yaratılış Kanunu da böyle : Nefsinin, Şeytanın ve Egosunun tuzağına çok çabuk düşer. Bu durum herkes için geçerlidir, en başta da siyaset kurumu ve bürokrasi mensupları için… 

Hâsılı ; iktidar yıpranması ve yorgunluğu, mensuplarının eğriyi-doğruyu seçmedeki zâfiyetleri ve bizatihi kendilerinin bahse konu ŞEYTAN ÜÇGENİne yuvarlanması, ya da yuvarlanmışlığı … Şimdilerde Milletimizi ve Devletimizi bekleyen en büyük tehlike bu.!

Gerisi, lâf-ı güzâf…

YORUM EKLE

banner4

banner3