KORUMA TEDBİRLERİ (TUTUKLAMA vb. ) NEDENİYLE TAZMİNAT DAVALARI

 Ceza yargılamasının sağlıklı bir şekilde sonuçlandırılması için Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) bir takım koruma tedbirleri öngörmüştür. CMK’nın 90 ile 140. maddeleri arasında düzenlenen koruma tedbirleri incelendiğinde hakkında koruma tedbirlerine başvurulan kişilerin temel hak ve özgürlüklerine müdahale edildiği görülmektedir. Örneğin koruma tedbirlerinden biri olan CMK’nın 116 ve devamı maddelerinde düzenlenen arama tedbiri ile bireylerin özel hayatlarına ve konut dokunulmazlıklarına müdahale edildiği, CMK’nın 100 ve devamı maddelerinde düzenlenen tutuklama koruma tedbiri nedeniyle ise bireylerin özgürlük ve güvenlik haklarına müdahale edildiği görülmektedir.

               Kişilerin temel hak ve özgürlüklerine kanunda belirtilen düzenlemelere aykırı bir şekilde müdahale edilmesi durumunda hukuk devleti ilkeleri gereği meydana gelen maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesi gerekmektedir. İşte bu noktada CMK’nın 141 ve devamı maddeleri düzenlenmiş olup, hakkında hukuka aykırı olarak CMK’nın 141. maddesinde düzenlenen hususlarda koruma tedbiri uygulanan kişilere maddi ve manevi tazminat ödenmesi gerektiği düzenlenmiştir.

               Günümüzde genellikle ceza yargılaması esnasında gözaltına alma veya tutuklama koruma tedbirlerine maruz kalan fakat yargılama neticesinde beraat edenlerin veya kovuşturmaya yer olmadığına karar verilenlerin maddi ve manevi zararlarını tazmin etmeleri amacıyla açtıkları dava olarak bilinmektedir. Fakat CMK’nın 141/1 maddesi incelendiğinde yakalama, arama ve el koyma koruma tedbirleri ile ilgili hukuka aykırılıklarda da maddi ve manevi tazminat davası açılabilmektedir. Hatta hukuka uygun olarak hakkında tutuklama kararı verilen kişiler de kanunda belirlenen usuli düzenlemelere aykırı hareket edilmesi durumunda söz konusu tazminat davasını açabileceklerdir. Örneğin CMK’nın 141/1-h maddesi gereği yakalanmaları ve tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen kişilerin tazminat davası açma haklarının olduğu belirtilmiştir. Ayrıca CMK’nın 141 ve devamı maddelerinde düzenlenen koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası CMK’nın 90 ile 140. maddeleri arasında yer alan tüm koruma tedbirlerini kapsamamaktadır. Örneğin hakkında hukuka aykırı olarak CMK’nın 135. maddesinde düzenlenen telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi koruma tedbiri uygulanan kişiler CMK’nın 141 ve devamı maddelerinde düzenlenen koruma tedbiri nedeniyle tazminat davası açamayacaklardır. Bu nedenle ceza yargılaması esnasında hukuka aykırı olarak koruma tedbirleri uygulanması nedeniyle açılacak tazminat davaları CMK’nın 141. maddesinde yazılan hususlarla sınırlandırılmıştır. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası açılırken başvurulan koruma tedbirleri hakkında CMK’nın 141. maddesinde bir düzenleme bulunup bulunmadığının dikkatle tespit edilmesi gerekmektedir.

               Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası CMK’nın 142/1 maddesi gereği karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde açılabileceği düzenlenmiştir. Ceza yargılaması esnasında kanunda sayılan ve hukuka aykırı uygulanan koruma tedbirleri nedeniyle ceza yargılaması sonucu verilen karar veya hükmün kesinleşmesinden sonra belirtilen süreler içinde tazminat davasının açılabileceği belirtilmiştir. Ancak söz konusu tazminat davasının ceza yargılaması neticesinde verilen kararın kesinleşmesini beklemeden açılması da mümkündür. CMK'nın 141. ve devamı maddelerine dayanan tazminat davasının sonucu ile ceza yargılamasının sonucunun birbirlerini etkilemedikleri durumlarda CMK'nın 141 ve devamı maddelerinde düzenlenen tazminat davasının açılabileceği, maddi ve manevi zararların tazmin edilmesi gerektiği görülmektedir. Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 28.01.2014 tarih, 2013/24713 Esas ve 2014/1778 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; kişinin asıl yargılandığı ceza dosyası ile CMK'nın 141. maddesine göre açılan tazminat davasının birbirlerini etkilememeleri durumunda asıl dava sonuçlanmadan açılan tazminat davasının sonuçlandırılması gerektiği belirtilmiştir. Yine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 18.03.2014 tarih, 2013/28276 Esas ve 2014/6684 Karar sayılı kararı incelendiğinde; Uzun tutukluluk nedeniyle CMK'nın 141. maddesi gereği tazminat davasının açılabilmesi için asıl ceza dosyasının sonucunun kesinleşmesinin gerekmediği belirtilmiştir.

               CMK’nın 141. maddesinde belirtilen koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası CMK’nın 142/2 maddesi gereği zarara uğrayan kişinin oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde açılması gerekmektedir. Kişinin oturduğu yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili olması ve aynı yerde başka ağır ceza dairesi olmaması durumunda tazminat davası en yakın yer ağır ceza mahkemesinde açılması gerekmektedir. Yukarıda değinildiği üzere hukuka aykırı koruma tedbiri uygulanan kişi tazminat davasını ceza yargılaması nihai bir sonuca bağlanmadan açılabileceği belirlendiğine göre; hakkında hukuka aykırı koruma tedbiri uygulanan kişi ceza infaz kurumunda bulunması halinde söz konusu tazminat davasını nerede açılabileceği hususunda CMK’nın 142. Maddesinde bir düzenleme bulunmamaktadır.

Ceza infaz kurumu kişinin oturduğu yer olmadığı için söz konusu dava ceza infaz kurumunun bulunduğu yerde açılamayacaktır. Tazminat davası kanaatimizce kişinin ceza infaz kurumuna girmeden önceki son oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde açılması gerekmektedir. Eğer son oturduğu yer adresi tazminat konusu işlemle ilişkili olması ve aynı yerde başka ağır ceza dairesi olmaması durumunda tazminat davası kişinin en son oturduğu yere en yakın yer ağır ceza mahkemesinde açılması gerekmektedir.

Makaleye katkılarından dolayı abim Nusret TURAN’a çok teşekkür ederim.

Av. MERVE TURAN

MALATYA BAROSU

YORUM EKLE

banner4

banner3