Suiçer, Osmanlı’dan 1935’e kadar hafta tatilinin Cuma olduğunu hatırlatarak, “Bu topraklarda asırlarca hüküm süren kutlu gelenek, tek kalemle rafa kaldırıldı. O gün, Batı’nın Pazar tatilini bize reçete eden zihniyet, aslında bizim ruhumuzu, kimliğimizi ve özgürlüğümüzü çalmaya soyundu. Bugün hâlâ o dayatmayı savunanlar, emperyalizmin taşeronluğunu yapmaktan öteye gidemiyor” ifadelerini kullandı.
Partilerinin TBMM’ye sunduğu Cuma namazı izni teklifine dikkat çeken başkan, “Bu teklif, milyonlarca emekçinin alnının secdeye değdiği o kutlu ana sahip çıkmasıdır. Bir Müslüman, Cuma vakti işyerinde saatlere bakarak ibadeti ile çalışma hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılamaz. Bu, hem vicdani hem de insani bir haktır” dedi.
Batı’nın tatil modelini savunanlara da sert mesaj veren Suiçer, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Onlar Pazar’ı kendi dinlerine göre kutsadı, bize de ‘buna uyun’ dediler. Peki biz neden kendi mukaddes günümüze sahip çıkmayalım? Cuma, sadece bir namaz vakti değil; haftanın ruhudur, Müslümanların bayramıdır. Bu günü tatil yapmak, aile bağlarını güçlendirir, ticarete canlılık kazandırır, çalışanın verimini artırır. Batı’nın pazartesi sendromu dediği o bezgin ruh hali, Cuma bereketiyle yerini huzur ve motiveye bırakır.”
Suiçer, ekonomik boyuta da değinerek, “Alışveriş merkezleri, turizm ve hizmet sektörü zaten Cuma hareketliliğinden beslenir. Tatili Cuma’ya almak, ekonomiyi sarsmaz aksine dengeler. Asıl sarsıntı, kendi değerlerini küçümseyen anlayışın ürettiği kimlik bunalımıdır” diye konuştu.
Sözlerini Kur’an’daki “İnnâ fetahnâ leke fethan mubîn” (Biz sana apaçık bir fetih verdik) ayetiyle taçlandıran Suiçer, şu çağrıyı yaptı:
“Bu fetih, ne toprak ne de silah fethidir; bu, zihinlerin fethidir. Artık Batı’nın karanlık takvimine değil, kendi güneşimize göre yaşayacağız. Cuma’yı ihya eden bir nesil, haftasını, hayatını ve istikbalini ihya eder. Bu millet, kendi medeniyet güneşi etrafında dönmeye kararlıdır. Dayatmalara boyun eğmeyeceğiz; Cuma’mızı, kimliğimizi ve haysiyetimizi geri alacağız.”